Sol ve sosyal demokrat nitelikli halk partileri, tüm dünyada ülkeleri için savundukları özgürlükçü ve katılımcı demokrasiyi kendi parti yapılarında da uygulanmaktadır. Bunu inandırıcılıklarının gereği olarak görmektedirler.
Son yıllarda birçok ülkede sol, sosyal demokrat partiler, parti programlarının oluşmasına ve parti adaylarının belirlenmesine parti üyelerinin yanı sıra, seçmenleri de katmaya yönelik yeni yöntemler geliştirmeye başladılar. Bu uygulamalar sonucu parti tabanı daha aktif hale gelirken, seçmenlerin de partiye olan destekleri de güçlenmektedir.
Ülkemizde parti içi demokrasi ve parti içi katılım kültürü ve uygulaması son derece geri durumundadır. Maalesef bu durum CHP için de geçerlidir. Yıllardır yapılan tartışmalara rağmen ne partinin temel politikaları ne de milletvekili ve yerel yönetim adaylarının belirlenmesi tabanın demokratik katılımına dayalı biçimde gerçekleşmemektedir. Parti üst yöneticileri genelde, parti üyelerini ve örgütlerini yok sayarcasına, elitist bir yaklaşımla milletvekili ve yerel yönetim adaylarını -hem de hiçbir kriter açıklamaksızın- subjektif ölçülerle belirlemek istemektedirler.
CHP’de bu duruma artık kesin son verilmesi gerekir. Milletvekillerinin gerçekten milletin vekilleri, belediye başkanlarının ve belediye meclis üyelerinin gerçekten kentlilerin temsilcileri olabilmeleri için, CHP tüzüğünün de öngördüğü yöntemlerden en katılımcı olan önseçimi kural haline getirmelidir. CHP açısından bu yöntemin uygulanması için herhangi bir yasa değişikliğini beklemeye gerek yoktur. Çünkü mevcut siyasi partiler yasası bu seçeneği (önseçim) olanaklı kılmalıdır.
Partiye kayıtlı bir milyon üyeyi yok sayan, karar alma süreçlerine katmayan sol ve demokrat bir partinin toplumda özgürlükçü ve katılımcı demokrasiyi yerleştirme savı inandırıcı olamaz.
Taksim Gezi direnişinin de ortaya koyduğu gibi, insanların kendilerini özgürce ifade etmelerinin engellenmesini, kentle ve ülkeyle ilgili kararlara ilişkin görüşlerinin yok sayılmasını, dikkate alınmamasını çoğulcu, katılımcı demokrasiyle bağdaştırmak mümkün değildir. Çoğulcu ve katılımcı demokrasinin yaşam tarzına dönüşmesi ise katılımcılığın ülke yönetiminde olduğu gibi başta siyasi partiler olmak üzere tüm örgütlerde de yaşama geçirilmesiyle mümkündür.
CHP bu anlayışa öncülük ederek, ülke için öngördüğü katılımcı demokrasi anlayışını parti içinde de gerçekleştirilmelidir. Merkeziyetçi parti yapısı ve işleyişi yerine, tabana dayalı, tüm kararların aşağıdan yukarıya doğru alındığı demokratik bir yapıyı yaşama geçirmek için gerekli kararları almalı ve ilk uygulamasını Mart 2014’te yapılacak olan yerel seçilerde yaşama geçirilmelidir.
Yerel yönetim seçimleri için başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere birçok il örgütünün danışma kurulu toplantılarında da karar altına alındığı gibi adaylar katılımcı yöntemle belirlenmelidir. Bu çerçevede aşağıdaki hususların dikkate alınması başarı için önem taşımaktadır.
- İlke olarak belediye başkanı ve belediye meclis üyesi adayları üyelerin katılımıyla (önseçim) demokratik olarak belirlenmelidir.
- Elbette yeterli aday adayının bulunmadığı ve parti oyunun yüzde 10’un altında olduğu seçim bölgelerinde adaylar, yerel örgütlerin görüşü de alınarak merkezden belirlenir.
- Belediye seçimleri için adaylar demokratik ülkelerde olduğu gibi seçim gününden 6 ay önce belirlenmelidir. (Bu durumda elbette parti kendi önseçimini -üyelerle eğilim yoklaması- kendi düzenlemesiyle yapılacaktır.)
- Belediye meclis üyeliklerinde (özellikle büyükşehirlerde) önemli uzmanlıklar için belirli sayıda kontenjan ayrılabilmelidir. Kontenjan sayısı ve şartları önceden ilan edilmelidir. Kontenjan kullanımında Taksim Platformu gibi kent inisiyatiflerinin uzman üyelerine öncelik verilmelidir.
- Aday belirlemede tüzükte varolan cinsiyet ve gençlik kotasının gereği mutlaka yerine getirilmelidir.
- Aday belirleme yöntemi ve tarihi belli olmadan il ve ilçe yöneticilerinin görevlerinden istifaları için tarih belirlenmiş olması doğru ve adil değildir. Çünkü bu üç husus birbirleriyle doğrudan bağlantılıdır. Parti üyelerinin ve örgüt yöneticilerinin aday adaylığı kararını özgürce ve sağlıklı bir biçimde verebilmeleri için yöntemi önceden bilme hakları olduğu kabul edilmelidir.
- Yerel yönetim programı ön hazırlıkları için parti meclisinde bir komisyon oluşturulmalı ve hazırlanan taslak tüm örgütlerin, kent inisiyatiflerinin, uzmanların ve halkın değerlendirilmesine sunulmalıdır. İl, ilçe ve belde yerel yönetim programları da aynı katılımcı anlayışla hazırlanmalı ve program çalışmaları 2013 sonuna kadar tamamlanmalıdır.
** Not: Bu görüşler 05 Temmuz 2013 tarihinde yapılan CHP Parti Meclis toplantısında da dile getirilmiştir.
